|
|
|
Bir varmış, Bir YOKmuş!
Oku'duktan sonra
kitab'ı, Sabah oluyordu, hem de ne sabah !...
Sakız
ağacı takıldı gözlerime
Toprağa
kaydı sonra gözlerim,
Ya
yükselen
Güneşe ne demeli ? Nasıl da uyanamadım?
İşte
geliyor kolunda ekmek sepeti,
Yunus efendi !..
Yunus efendi !.. Niye? Bunca sene niye hiç çaktırmadın ?
Sen
de mi ete kemiğe büründün, Boğazım düğümlendi, nefesim hızlandı. Ya nefesim ?
Ey
ciğerlerime her an dolup boşalan!
Ürperdim,
şimşekler çaktı beynimde...
Hay
ALLAH !..
Ağladım...Ağladım...
Sakız
ağacı
BEN'im,
Yunus
efendi de...
Derkeeen...
@ngelic * * * Yukarıdaki yazı, bundan ondört yıl önce bu konularla ilgili yazdığım ilk yazımdır ve benim için çok özeldir. Ancak manevi açıdan bu kadar değer verdiğim "BİR varmış, BİR YOKmuş!" isimli yazımı geçen zaman içinde bir şekilde kaybetmiştim ve çok aradığım halde bir türlü bulamamıştım. Geçen gün en yakın arkadaşım bana "sana bir süprizim var, kaybettiğin yazını bulduk!" diye müjde verdi. Meğer arkadaşlardan biri tam 14 yıldır özenle yazdıklarımı saklamış ve nihayet bugün bana ulaştırdı. İndimde manevi değeri büyük olan aşağıdaki satırları kıymet verip sakladığı için Sayın Gülgün Arsoy hanımefendiye çok teşekkür ederim. Yıllar sonra beni sevinç gözyaşlarına boğdu, Allah ondan razı olsun. |