Bir varmış, Bir YOKmuş!

Oku'duktan sonra kitab'ı,
Tam kalbimin üzerine koydum.
Her zamanki gibi yine,
Pencereden dışarı baktım.

Sabah oluyordu, hem de ne sabah !...

Sakız ağacı takıldı gözlerime
Hey gidi asırlık sakız ağacı !
Ben sana kaç yıldır bakar da
Ağaç sanırdım.
Meğer bürünmüşsün de ağaç rolüne,
Hiç çaktırmıyorsun.

Toprağa kaydı sonra gözlerim,
Orada bürüp serilmiş yere sere serpe,
Anlayamadım buncaaa sene...

Ya yükselen Güneşe ne demeli ?
O ne güzel rol, o ne bürünüş !

Nasıl da uyanamadım?

İşte geliyor kolunda ekmek sepeti,
Emektar Yunus efendi.

Yunus efendi !.. Yunus efendi !..
AŞK olasın!

Niye?

Bunca sene niye hiç çaktırmadın ?

Sen de mi ete kemiğe büründün,
Yunus diye göründün ?

Boğazım düğümlendi, nefesim hızlandı.

Ya nefesim ?

Ey ciğerlerime her an dolup boşalan!
Sen de mi ?

Ürperdim, şimşekler çaktı beynimde...
Titreyerek koştum aynaya baktım.
Şaşırdım !...
Hayretle seyrime daldım.
Onca yıl bürünüp de rolüme,
Nasıl da kaptırmışım kendimi...
Kendime bile hiç çaktırmadım.

Hay ALLAH !..
Yeni yeni uyanmaya başladım!

Ağladım...Ağladım...
Galiba anladım !..

Sakız ağacı BEN'im, Yunus efendi de...
Güneş de BEN'im, aynadaki de...
Gözde de...Özde de... Sadece...

Derkeeen...
Bir de baktım,
Bütün bunlar bir masalmış.
BİR varmış, BİR YOKmuş!

@ngelic
6 Kasım 1994

* * *

Yukarıdaki yazı, bundan ondört yıl önce bu konularla ilgili yazdığım ilk yazımdır ve benim için çok özeldir. Ancak manevi açıdan bu kadar değer verdiğim "BİR varmış, BİR YOKmuş!" isimli yazımı geçen zaman içinde bir şekilde kaybetmiştim ve çok aradığım halde bir türlü bulamamıştım. Geçen gün en yakın arkadaşım bana "sana bir süprizim var, kaybettiğin yazını bulduk!" diye müjde verdi. Meğer arkadaşlardan biri tam 14 yıldır özenle yazdıklarımı saklamış ve nihayet bugün bana ulaştırdı. İndimde manevi değeri büyük olan aşağıdaki satırları kıymet verip sakladığı için Sayın Gülgün Arsoy hanımefendiye çok teşekkür ederim. Yıllar sonra beni sevinç gözyaşlarına boğdu, Allah ondan razı olsun.

Yazdır Başa Dön